Hasan Bülent Gözkân’ın Kaleminden Dünya Mantık Günü Bildirisi

Mantık ve Bilinç

Felsefi bir araştırmanın en ayırt edici özelliklerinden birinin zorunluluğu veya zorunlu bağıntıları ortaya çıkarmak olduğu söylenebilir. Felsefi araştırmalar, tüm araştırmaları için mantık, eleştiri ve gerekçelendirme zemininden hiç ayrılmadan bu zorunluluğun koşullarını da konu alır. Zorunluluğun “ele geçirildiği” alanlar ise mantık ve matematiktir. Mantık ve matematiğin araştırma alanında ulaştığı sonuçlar olanaklı veya muhtemel değil, zorunlu ve kesindir. Bu zorunluluğun üzerine dayandığı koşul zamana tâbi olarak değişmemedir, yani zamana tâbi olmamaktır. Mantık ve matematiğin zorunluluk zemini zamansallık veya tarihsellik üzerinde yükselmez. Mantığın da, matematiğin de, erken tarihin bir evresinde yeterli karmaşıklığa ulaşmış sinir ağları sayesinde Homo Sapiens’te dil yetisinin ortaya çıkması ve dilin kullanılmaya başlanmasıyla insanın tarihine girdiğini söylemek gerekli olsa da, bu, mantık ve matematiğin tarihsel bilimler olduğu anlamına gelmez; gelişimlerini zaman içinde gösterdikleri gerçeği, onları zamansal, dolayısıyla deneyimsel kılmaz. Sinir ağlarının yeterli karmaşıklığa ulaşmış olmasının koşulu ve sonucu, biyolojik canlılar olarak “akıl sahibi varlığın” kendinin bilinci veya özbilinç aşamasına, dolayısıyla özbilincin özdeşliği aşamasına “sıçrama”sı, başka bir ifadeyle, deneyimsel ve zamansal koşullardan bağımsız olma anlamında “koşulsuz” olana “sıçrama”sı ve düşünme faaliyetini bu zeminde yürütebilmesidir.

Düşünmenin sağlam ilerlemesinin ve bu yolla üzerinde düşündüğü hakkında ‘doğruluğa’ ulaşabilmesinin biçimsel (formel) koşulu, düşünmenin bu ilerleme hareketinde çelişkiyle karşılaşmaması, tutarsızlığa düşmemesidir. Ama bunu da sağlayan, yani çelişkinin saptanabilmesini sağlayan bir koşul daha vardır; o da, düşünmeye konu olanın da, onun göstergesinin de (içerikli veya simgesel) özdeşliğe sahip olması, yani onun kendisiyle aynı olarak düşünülmesidir.

Wittgenstein, Defterler’de meseleyi kendi üslubuyla şöyle ifade ediyor: “Belirsizlik açıkça şu soruda yatıyor: Gösteren (Zeichen) ve gösterilenin (Bezeichnetem) mantıksal özdeşliği sahiden neye dayanır? Ve bu soru (bir kez daha) tüm felsefi sorunların asli yanıdır” “Gösterge (gösteren) ile gösterilen arasındaki mantıksal özdeşlik, gösteren ile gösterdiğinin birbirlerinden daha az ya da daha çok teşhis edilmesine izin verilmemesine dayanır. Eğer gösteren ile gösterilen toplam mantıksal içerikleri itibariyle özdeş olmasalardı, mantıktan daha temel başka bir şeyin olması gerekirdi.” [italikler özgün metindeki gibidir] L. Wittgenstein. NoteBooks 1914-1916. Çev. G.E.M. Anscombe. Harper Torchbooks, N.Y. 1961, s. 3, 4.

Bu düşüncelere, yukarıda özbilincin özdeşliği hakkında söylenenleri bir zemin koşul olarak ekliyorum: özdeşlik verenin kendi özdeşliğinin kendiliğinden bilincinde olması ve bunun her bilinç fiilini zeminsel olarak öncelemesi.

Değerli hocam Prof. Dr. Teo Grünberg, 2020 yılı Dünya Mantık günü bildirisinde, farklı mantık sistemleri ve bunların uygulanabilirlikleri veya uygulanma alanlarından bağımsız olarak, tüm bu farklı mantık sistemlerini mümkün kılan, ama kendisi bu mantık sistemlerinden biri olmayan “proto-mantık” zemininin olanağından söz ediyordu (Kripke ve Robert Hanna’ya atıfla).

Teo Grünberg’in atıfta bulunduğu Robert Hanna, Rationality and Logic kitabında, tüm klasik mantığı ve özdeşliği içeren birinci basamak yüklemler mantığını olduğu kadar ve klasik-olmayan mantık sistemlerini de tutarlı-ötesi mantık (paraconsistent logic), genişlemiş mantık (extended logic), vb. içeren ve bu mantık sistemlerinin onun aracılığıyla kurulduğu bir “proto-mantık”tan söz etmektedir. Yukarıda özbilinç ve zaman bağıntısı hakkında söylenenlerle “proto-mantık” anlayışı arasında güçlü bir bağlantı olduğunu düşünüyor ve bu konuda yeni çalışmaların yapılması gerektiği konusunda hocama katılıyorum.

Son olarak mantığın insanlık için, ahlâklılık için taşıdığı önem ve değer hakkında şunları eklemek istiyorum:

Mantık üzerine çalışanlar ve mantık dersi verenler felsefeye ve düşünmeye farklı bir şekilde de katkıda bulunmuşlardır. Akıl yürütmenin soyut yapısı içinde yol alanlar herhangi bir mantık teoremini ispat ederken veya argümanların geçerlilik sınamasını yaparken bir çeşit “hak” meselesiyle karşılaşırlar. Başka bir deyişle bir çıkarım zincirinde ilerlerken, ilerlemenin adımları atılırken “hakkım olmayan bir adım atmamalıyım” gerilimini sürekli içlerinde taşırlar. İspatlarını gerekçelendirilmemiş, kural ve yasalara uygun olmayan hiçbir adım atmadan tamamlamakla yükümlü olduklarının bilincindedirler.

Çünkü düşünmenin yasaları ve kuralları altına getirilerek gerekçelendirilmiş adımlar dışında atılacak herhangi bir adım haklı olamaz. Yani bir yasa, aksiyom ya da kural ilavesi için de gerekçelendirme ve hak sorusu aynen geçerlidir. Böylelikle mantıkla uğraşanlar tüm psikolojik, duygusal halleri dışarda bırakacak şekilde “hak” meselesinin, “haklı olma” meselesinin en saf hâlini tecrübe etmiş olurlar. Benzer şeyler, matematik için de ve deneyimsel katışıklık olma skalasına göre, doğa bilimi ve tin bilimleri ya da sosyal bilimler için de belli ölçülerde benzer şekilde geçerlidir; örneğin hukukun keyfi siyasi baskılardan kendini soyutlayabilmesi için bu tecrübe gereklidir. Ancak bunun en saf hâlinin tecrübe edildiği alan mantıktır.

Mantıkla uğraşanlar ve mantık dersi verenler bu temel fikri ve düşünme hâlini öğrencilerine aktarabildikleri ölçüde onlara çok önemli bir katkı yapmış olurlar. Belki felsefe öğrencilerinin mantıktan alabilecekleri en yüksek ahlâki değer, zorunluluğa bağlı hak fikrinin en saf ve katışıksız halde tecrübe edilebilme olanağıdır.

Prof. Dr. Hasan Bülent Gözkân
14 Ocak 2022

Prof. Dr. Hasan Bülent Gözkân’ın Özgeçmişi

1957 yılında İstanbul’da doğdu. Orta öğrenimini Saint Joseph Lisesinde, lisans eğitimini ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümünde tamamladı. 1992’de ODTÜ Felsefe Bölümünden “Geometride Uzlaşımsalcılık: Geometrik Dizgelerin Bilim Felsefesine Etkisine Bir Örnek” başlıklı teziyle yüksek lisans, 2000’de Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümünden “Kant’ın Transandantal Düşüncesinde ‘Ben’in ve ‘Aklın’ Tesis Ediliş Sorunu” başlıklı teziyle doktora derecesi aldı. Yeditepe, MSGSÜ, İTÜ, Galatasaray ve Boğaziçi Üniversitelerinde felsefe dersleri verdi. A.B.D. Clark Üniversitesi Felsefe Bölümünde misafir araştırmacı olarak bulundu. Kant, Frege, Wittgenstein, Heidegger ve mantık üzerinde çalışmış ve çalışmaktadır. Halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü başkanıdır.

Dünya Mantık Günü (2022)

Dünya Mantık Günü’nün dördüncüsü, 14 Ocak 2022 tarihinde, saat 21:00‘da, video konferans üzerinden, Prof. Dr. Hasan Bülent Gözkân‘ın Dünya Mantık Günü Bildirisi ile kutlayacağız. Prof. Dr. Hasan Bülent Gözkân’ın bildirisi üzerinden, mantığın günümüz koşullarındaki yerini ve imkânını ele alacağımız bir panelimiz olacak. Bütün mantık severleri bekleriz.

Hasan Bülent Gözkân’ın Kaleminden Dünya Mantık Günü Bildirisi: https://bitly.com/3fkLU9t
Communiqué for World Logic Day by Hasan Bülent Gözkân: https://bitly.com/3fjvi1N

Program

Dünya Mantık Günü Bildirisi: Prof. Dr. Hasan Bülent Gözkân

Panel:
Prof. Dr. Ahmet Ayhan Çitil
Prof. Dr. A. Kadir Çüçen
Doç. Dr. Özgüç Güven
Prof. Dr. İsmail Latif Hacınebioğlu
Doç. Dr. Nazlı İnönü
Dr. Vedat Kamer (Moderatör)
Prof. Dr. Yücel Yüksel
Doç. Dr. Aziz F. Zambak

(Soyadına göre alfabetik sıralı)

Şafak Ural’ın Kaleminden Dünya Mantık Günü Bildirisi

Postmodern Mantık

Çağları genellikle teknolojik araçlar (taş devri, yapay zeka çağı), kavramsal özellikleri veya kronolojik bakış açısıyla (Antikçağ, Ortaçağ, Modern Çağ) adlandırırız. “Postmodern doğru” kavramını ise, çağımızın toplumsal ve bireysel tavır alışını ifade etmek amacıyla kullanıyoruz.

“Doğru” kavramının arka planına Platon’un “İdealar” veya Aristoteles’in “cevher” kavramını koymak mümkündür. Bu kavram Ortaçağ’da “hakikat”, Modern Çağ’da “öz” kavramına evrilmiş, günümüzde ise “postmodern doğru” halini almıştır. Bu yeni “doğru” kavramı, önceki “doğru” kavramlarının felsefi yorumlarının şüphesiz bütünüyle dışındadır; çünkü artık tek bir “doğru”dan, bir “hakikat”ten değil, kişisel tercihlere ve toplumsal seçimlere göre değişen bir kavramdan söz etmek gerekmektedir.

Mantık yasaları aslında çok önceden “yasa” olmaktan çıktı, geleneksel “mantık” ve güvenilir mantıksal düşünce anlayışı gibi kavramlar da ortalıktan çekildiler. Yeni “mantık” kavramı da postmodern bir özellik kazandı.

Günümüz mantık anlayışının, “mantık nedir?”1 gibi bir soruyu yepyeni tanımlarla cevaplandırma girişimi, geleneksel “mantık” kavramının içeriğinin bütünüyle geride kaldığının diğer bir göstergesidir.

Çok iyi bilindiği gibi, bir formel sistem olarak mantık, günlük konuşma dilinden bağımsızdır ve içinde niyetlere yer vermez. Öte yandan bakış açımızı karakterize eden toplumsal koşullar ve bireysel tercihlerimiz, düşünce tarzımızı karakterize etmekle birlikte, bazı çıkarım kurallarına ihtiyaç gösterirler. Çıkarım kuralları, düşünce tarzımız kadar mantık sistemleri için de gereklidir. Ekonomik, teknolojik, bilimsel, kültürel, tarihi veya teolojik koşullara bağlı olarak her çağ, kendine özgü bir bakış açısına, bir düşünce tarzına sahiptir. “Postmodern mantık” açısından çağımız dikkate alınırsa, özellikle farklı mantık sistemlerinden ve düşünce tarzlarından söz etmek yerinde olacaktır.

Örneğin, tutarlı-ötesi mantık (paraconsistent logic), tutarlı bir mantık sistemidir; fakat geleneksel mantık tanımları ile ilişkilendirilemeyecek karşıt yargılar (örneğin, teoloji ve günlük yaşamda karşımıza çıkan) aracılığıyla düşünebilmeye ve çıkarım yapabilmeye olanak vermektedir.2 Tarih boyunca çokça tartışılmış “inanç mı, akıl mı?” gibi bir sorunun, günümüz (postmodern) mantığı açısından bakıldığında, önemini ve değerini yitirdiğini söylemek gerekir. Çünkü artık “mantık ve düşünce yasaları”, “inanç” gibi kavramlar eski anlamlarını kaybetmişlerdir. “Solipsist mantığın”3 bazı eski sorunlara cevap aramada bize yeni olanaklar sağladığına inanıyorum.

Prof. Dr. Şafak Ural4
14 January 2021

1 Bkz: Jacquette, D. (Ed.) (2007) Philosophy of Logic, NH, Elsevier
2 Bkz: Béziau, J.Y., Carnielli, W., Gabbay, D. (Eds.) (2007) Handbook of Paraconsistency, Studies in Logic Vol. 9, College Pub.
3 Ural, S. (2019) Solipsism, Vernon Press
4 İstinye Üniversitesi, İstanbul, Türkiye

Prof. Dr. Şafak Ural’ın Özgeçmişi

1948 yılında Ankara’da doğan Şafak Ural, 1971 yılında DTCF Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. 1977 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sistematik Felsefe kürsüsüne asistan olarak atandı. 1978 yılında “Pozitif Bilimlerde Basitlik İlkesinin Belirlenmesi Yolunda Bir Deneme” başlıklı çalışmasıyla Doktor unvanını aldı. 1979-1980 yıllarında Viyana Üniversitesi I. Felsefe Enstitüsünde çalışmalar yaptı. 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sistematik Felsefe ve Mantık Anabilim Dalı’na Yardımcı Doçent olarak atandı. 1983 yılında Doçent oldu. 1988 yılında Profesör unvanını aldı. İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevini 2004-2009 tarihleri arasında yapmıştır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde, kurucusu ve başkanı olduğu Mantık Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak 2000-2015 yılları arasında görev yapmış; İstanbul Üniversitesi Mantık Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni 2014 yılında kurmuş ve 2015 yılına kadar başkanlığı sürdürmüş; 1989-2015 yılları arasında Felsefe Bölümü başkanlığını yürütmüştür. 16 Aralık 2014 tarihinde Mantık Derneği’nin kurucu yönetim kurulu başkanı olmuş ve 12 Ocak 2015 tarihinden Mantık Derneği ilk başkanı olarak seçilmiştir. 2012 yılından beridir Mantık Çalıştayı’nı, 2014’ten beridir Mantık Yaz Okulu’nu düzenlemektedir.

Dünya Mantık Günü (2021)

Dünya Mantık Günü’nün üçüncüsünü, 14 Ocak 2021 tarihinde, saat 22:00‘da, video konferans üzerinden, Prof. Dr. Şafak Ural‘ın Dünya Mantık Günü Bildirisi ile kutlayacağız. Prof. Dr. Şafak Ural’ın bildirisi üzerinden, mantığın günümüz koşullarındaki yerini ve imkânını ele alacağımız bir panelimiz olacak. Bütün mantık severleri bekleriz.

Şafak Ural’ın Kaleminden Dünya Mantık Günü Bildirisi: https://bitly.com/39vR1Ah
Communiqué for World Logic Day by Şafak Ural: https://bitly.com/3svt0SX

Program

Dünya Mantık Günü Bildirisi: Prof. Dr. Şafak Ural

Panel:
Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa
Prof. Dr. Ahmet Ayhan Çitil
Prof. Dr. A. Kadir Çüçen
Prof. Dr. Hasan Bülent Gözkân
Prof. Dr. Sevinç Gülseçen
Doç. Dr. Özgüç Güven
Prof. Dr. İsmail Latif Hacınebioğlu
Doç. Dr. Nazlı İnönü
Dr. Öğr. Üyesi Vedat Kamer (Moderatör)
Prof. Dr. Yücel Yüksel

(Soyadına göre alfabetik sıralı)

Etkinlik Video Kaydı:
http://bitly.com/38Ll484

Teo Grünberg’in Kaleminden Dünya Mantık Günü Bildirisi

Mantık ve Mantık Sistemleri

Hemen hemen her özel çalışma alanı için o alana özgün bir mantık sistemi kurulabilir. Bu sistemlerin çoğu klasik mantık olarak da bilinen özdeşlikli birinci-basamak mantığının eklentileridir. Bunlardan bazıları kipler mantığı, bilgisel mantık, deontik mantık (ödev mantığı) ve zaman mantığı olarak sıralanabilir. Ancak sezgisel mantık ve kuantum mantığı gibi kimi sistemler vardır ki; bu sistemlerde bazı klasik mantık yasaları geçerli olmadığından, bunlar klasik mantığın eklentileri olmayan sistemlerdir. Bu sistemlerin gerek felsefenin çeşitli alanlarına gerekse bilim ve matematiğe uygulamaları iyi bilinir.

Alan Berger, Kripke’nin 1974’te Princeton’da lisansüstü öğrencilere verdiği bir seminerde yapmış olduğu önemli bir ayrımı ayrıntılı olarak tartışır. Özetle, bu ayrım yukarıda sözünü ettiğimiz mantık sistemleri ile mantığın kendisi arasındaki ayrımdır. Kripke, bu bağlamda, bir mantığı benimseme ve aynı şekilde alternatif bir mantığı benimseme meselesini gündeme getirir. Onun sonucu, “bir mantığı benimseme” kavramının tutarsız olduğudur.Sonsuz bir gerilemeye dayanan akılyürütmesi şu şekilde yorumlanabilir. Yeni bir mantık sistemini araştırmak, anlamak veya kurmak için, öncül bir mantık sistemine gerek duyulacaktır, dolayısıyla da bu sonsuz bir gerilemeye yol açacaktır. Dolayısıyla mantığın kendisi mantık sistemlerinden biri olamaz. Daha ziyade, günümüzde kurulmuş tüm mantık sistemleri veya gelecekte kurulabilecek olan sistemler tarafından varsayılan bir şeydir. Ne olduğunu açıklamaya çalıştığınızda, zaten yeni bir mantık sistemi oluşturmaya başladığınızdan, mantığın kendisi için başka hiçbir şeyin söylenemeyeceğini unutmayalım.

Belki de sonsuza dek gerilemeyi durdurmanın tek yolu mantığın mantıksal-olmayan terimlerle açıklığa kavuşturulmasıdır. Son zamanlarda Robert Hanna’nın 2006 yılında yayınlanan Rationality and Logic adlı kitabını okurken, “tek bir evrensel proto-mantık” ve yukarıda bahsettiğimiz “tüm klasik ve klasik-olmayan mantık sistemleri” arasında yaptığı ilginç bir ayrımla karşılaştım. Hanna, ayrıca, tüm mantıksal sistemlerin bu proto-mantık yoluyla kurulduğunu iddia etmektedir.  Bu ayrımın, Kripke’nin mantık ve mantık sistemleri arasındaki yaptığı ayrıma nasıl çarpıcı bir şekilde benzediğine dikkat edelim.

Her durumda, Kripke mantığın ne olduğu konusunda önemli bir konuya değinmiştir. Bu konuda yeni çalışmaların yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Prof. Dr. Teo Grünberg
14 Ocak 2020

Prof. Dr. Teo Grünberg’in Özgeçmişi

1927 yılında İstanbul’da doğan Teo Grünberg, 1950 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuş, 1964 yılında aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden Doktora derecesini alarak, 1970 yılında Doçent, 1979 yılında da Profesör olmuştur. 1962-66 yıllarında İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde konferansçı ve uzman olarak, 1966-82 yıllarında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Beşeri İlimler Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmıştır. 1983-1994 yıllarında kurulması için öncülük ettiği ODTÜ Felsefe Bölümü’nün başkanlığını yürütmüştür. Teo Grünberg 1994 yılında emekli olduktan sonra da aynı bölümde derslerine devam etmekte olup hâlâ hazırda üç doktora öğrencisinin tezlerini yönetmektedir.

Profesör Teo Grünberg 1967 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi lise modern mantık reform komisyonu üyesi, 1967-76 yıllarında lise felsefe öğretmenlerine hizmet içi modern mantık yaz kursları öğretim üyesi olarak görev yapmıştır.

Mantığa dayalı analitik düşünme geleneğinin, felsefe eğitim ve araştırmaları için vazgeçilmez bir öğe olması yönünde çaba gösteren Teo Grünberg’in bir bölümü uluslararası dergilerde yayınlanmış 35’i aşkın makale ve bildirisi ile 20’ye yakın kitabı bulunmaktadır.

Modern mantığı Türkiye’de üniversite ve lise eğitimi düzeyinde kabul ettirip yaygınlaştırması, çok sayıda eleman yetiştirerek bu alanın ülkemizde kurumsallaşmasında ve gelişiminde belirleyici hizmetleri nedeniyle Prof. Dr. Teo Grünberg’e 1998 yılında Türkiye Bilimler Akademisi Hizmet Ödülü verilmiştir.

Dünya Mantık Günü (2020)

Dünya Mantık Günü’nün ikincisini, 14 Ocak 2020 tarihinde, saat 14:00‘da, İstanbul Üniversitesi Prof. Dr. Fuat Sezgin Kongre ve Kültür Merkezi‘nde, Prof. Dr. Teo Grünberg‘in Dünya Mantık Günü Bildirisi ile kutlayacağız. Bildiri akabinde günümüzde mantık çalışmalarını ele alacağımız bir panelimiz olacak. Bütün mantık severleri bekleriz.

Program

Tutarsızlığın İz Sürücüsü: Teo Grünberg
Prof. Dr. Zekiye Kutlusoy

Dünya Mantık Günü Bildirisi:
Prof. Dr. Teo Grünberg

Panel:
Prof. Dr. Şafak Ural
Prof. Dr. Zekai Şen
Prof. Dr. Zekiye Kutlusoy
Prof. Dr. Hasan Bülent Gözkân
Prof. Dr. Sevinç Gülseçen
Prof. Dr. İsmail Latif Hacınebioğlu
Prof. Dr. Yücel Yüksel
Doç. Dr. Nazlı İnönü
Doç. Dr. Özgüç Güven
Dr. Öğr. Üyesi Vedat Kamer (Moderatör)

Tarih: 14 Ocak 2020 Salı, 14:00
Yer: İstanbul Üniversitesi Prof. Dr. Fuat Sezgin Kongre ve Kültür Merkezi

Facebook Etkinlik Sayfası: https://www.fb.com/events/777111196104269/
Konum: https://goo.gl/maps/zht3S9qm275JeDCZ8
Afiş (PDF): http://bitly.com/35AQr0c

İlk Dünya Mantık Günü

Bugün ilk defa Dünya Mantık Günü kutlanıyor. Jean-Yves Béziau’nun önerisi ve girişimi ile bugün 32 ülkede mantık konuşulacak. Béziau’nun gayesi mantığı olması gereken yere, yani birinci sıraya taşımak. Dünya Mantık Günü’nün Türkiye’deki paydaşları olarak bizler de aynı gayeyi taşıyoruz. Bunun için Türkiye’deki bütün mantıkçıları, bugün mantık yapmaya, mantığı konuşmaya çağırıyoruz.

14 Ocak, Alfred Tarski’nin doğum günü, Kurt Gödel’in de ölüm günü olması vesilesi ile Dünya Mantık Günü için tercih edilmiş. Bununla birlikte yılın ilk günleri de, mantığı yıl boyunca konuşmak için bize iyi bir fırsat sunuyor. Mantığın her gün konuşulmasını diliyoruz.

20. yüzyılda Türkiye’deki mantık çalışmalarının iki temel direğinden birini inşa eden, Hocamız Prof. Dr. Necati Öner’i (1926-2019) 2 Ocak’ta kaybetmenin üzüntüsünü taşıyoruz. Değerli hocamıza Allah’tan rahmet, felsefe ve mantık camiasına başsağlığı dileriz. Geçen yıl, 18-19 Nisan 2019 tarihlerinde, Mardin Artuklu Üniversitesi’nde düzenleyeceğimiz IX. Uluslararası Mantık Çalıştayı’nı Prof. Dr. Necati Öner adına yapılmasını karar vermiştik. Bu yılki Mantık Çalıştayı’nda Hocamız Prof. Dr. Necati Öner’in mantığa katkılarını da konuşup Hocamızı anacağız.

20. yüzyılda Türkiye’deki mantık çalışmalarının diğer temel direği olan Hocamız Prof. Dr. Teo Grünberg’e (1927) de sağlık ve afiyet dileriz.

Son yirmi yılda, Türkiye’de mantığın kurumsallaşması adına önemli adımlar atıldı. Bu adımların hiç kuşkusuz en önemli olanı, 2000 yılında Prof. Dr. Şafak Ural tarafından Mantık Anabilim Dalı’nın kurulmuş olmasıdır. Geçen yıl, 26 Ocak 2018’de, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde yapılan bir toplantı ile, Hocamız Prof. Dr. Şafak Ural’ın mantığa ve felsefeye katkılarını ele almış, 70. yaş gününü birlikte kutlamıştık. Hocamız Prof. Dr. Şafak Ural, 21. yüzyılda mantığın Türkiye’de kurumsallaşmasının öncülerinden biri olmuştur.

Son on yılda içinde, 2012’den itibaren Mantık Çalıştayı düzenlenmeye başlandı. Bunu 2014’te İstanbul Üniversitesi Mantık Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Mantık Derneği’nin kurulması izledi. Eylül 2014’te Mantık Yaz Okulu düzenlenmeye başlandı. 2015’te Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Berimsel Ontoloji Laboratuvarı kuruldu. Haziran 2015’te UNILOG 2015: 5. Evrensel Mantık Dünya Kongresi ve Okulu İstanbul’da yapıldı. Dünyanın dört bir tarafından 400’e yakın mantıkçı, bu kongre ile İstanbul’da bir araya geldi. 2016’da Mantık Derneği Yayınları kuruldu ve aynı yıl ilk iki kitabını yayımladı.

Türkiye’deki mantık çalışmaları, kurumsallaşmanın getirdiği ahenk ve birlikte çalışma imkânları sayesinde, felsefenin dışına taşmış, matematik ve bilgisayar bilimlerinin de katkı sağladığı bir alan haline gelmiştir. 2019’da mantığın interdisipliner çalışma imkânlarını genişletmek ve Türkiye’de mantığın kurumsallaşmasını geliştirmek adına; bir mantık dergisi oluşturmayı, bir mantık girişimi teşkil etmeyi, felsefe kökenli mantık eğitimine yazılım geliştirmenin dahil edilmesi için girişimlerde bulunmayı planlıyoruz.

Türkiye’deki bütün mantıkçıları, mantığı olması gereken yere, birinci sıraya koymak için çalışmaya ve katkı sağlamaya devam ediyoruz.

Dünya Mantık Günü kutlu olsun!

Dr. Vedat Kamer
İstanbul Üniversitesi Mantık Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Mantık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Mantık Derneği Yönetim Kurulu Üyesi